Sunday, October 29, 2006

cumhuriyet

8 kasim...
komisyon turkiye icin ilerleme raporu yayinlayacak...

Kemal ne demis?

"Efendiler! Avrupanin bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşilik Türkiye tam tersine gerilemiş düşüş vadisine yuvarlanadurmuştur. Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka avrupadan nasihat almak, bütün işleri avrupalıların emellerine göre yapmak, bütün dersleri avrupadan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi. Halbuki hangi istiklal vardir ki ecnebilerin nasihatlarıyla, ecnebilerin planlariyla yükselebilsin?Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!"


[ahenk brükselden bildiriyor]


Saturday, October 28, 2006

seaside, celebration, poundbury, almanya, yunanistan

yunanistan
yunanistan
almanya
poundbury önce
prens charles gelir
poundbury sonra
poundbury
celebration
celebration
celebration
seaside CA ( Truman Show'dan hatırlanabilir)
seaside CA

tüm projeler, 1990 sonrasında tasarlandı ya da inşaa edildi

FORUMBornova





İzmir Bornova’da, FORUM adında bir alışveriş merkezi açıldı. Tek bina olarak değil, binalar grubu olarak tasarlanmış, açık hava alışveriş merkezi. IKEA ve KİPA gibi büyük kapalı alışveriş merkezleriyle desteklenmiş bir yer. Bir cazibe merkezi olacağı kesin gibi. Daha çok pahalı markaları içeren dükkanlar, Starbucks’, Gloria Jeans’ vs. gibi kafeler, 7 salonlu bir sinema, elekronik mağzaları, büyük müzik marketler ve kitapçılar ve çok sayıda da restorant içermekte. İzmir’de daha önce olmayan bir tarza sahip alışveriş merkezi. Alışveriş için yaratılmış mekansal ortamın işlerliğine şüphe yok. İki ana bir yan aks ve bunları birleştiren sokaklardan oluşuyor. Farklı perspektifler veren sokaklar, kaybolmadan merak ederek tüm alanı deneyimlemenizi sağlıyor, sizi buna kışkırtıyor. Bitişler, malzeme de başarılı sayılabilir. Ama...

Tam bir film seti. Bir gerçekliği değil, bir senaryoyu yansıtıyor. İnşaa alanının gerçekliği: Ege Üni. ye ait olan, boş arazi; kent dokusundan ve yaşayışından görece uzak ve tarlaların ortasında. FORUM’un alış-verişe getirdiği çözüm-fikir; SET içerisinde dolanmak. Bu durumda SET olma hali çok da yadırganmıyor. SET kendini saklamıyor da. Arkasınırdaki atıl alanlar, yalancı yüksek katları oluşturan saklanmamış paneller. Ama...

Oraya gitmeden, Celebration, Disneyland,Disneyland Effect, NeoTraditionalism yani YeniGelenekselcilik gibi başlıkları biraz araştırmak iyi olabilir. O zaman İzmir’de, Hollandalı’lar tarafından tasarlanan bir alışveriş merkezinin, Mısır’daki LUXOR tapınağı giriş kapısındaki kulelere benzeyen, kule gibi ama tek katlı, diğer yüksek yerleri sadece panellerle yükseltilmiş birimlere sahip olduğunu, birimlerin bazı yerlerde kemerler üstünde yükseldiklerini, bazı yerlerde boydan boya vitrin olan bir giriş katının üstünde, akdeniz mimarisini yansıtan küçük pencelerin bir olmayanikincikat tanımladığını görmek çok da yadırganmayacak bir durum haline gelebilir.

Ve bunun gibi birçok şey. Ama...



Farklı bir mekan deneyimi, hangi mimari öğenin neyi yansıttığı, neyin neden orda olduğuyla çok bağlantılı değil, oraya gelen insanların gözünde. Oranın sağladığı kolay benimsenip, sevilebilir, farklı deneyim herkesi oraya defalarca getirebilecek nitelikte. Bu durumda da bizim, göya bilen, göya eleştiren, göya sorgulayan mimarlar olarak böyle bir mimarinin üretilip üretilmemesiyle ilgili söyleyeceklerimiz, bu konunun tartışıldığı herhangi bir sohbette kimin çay kimin kahve içeceği kadar önemli olabilir. Sonuçta ortaya konan ürünün alıcısı( mekanı deneyimleyip- basit anlamda içinden geçip- mekanı tüketmektedir denilebilir) onu tekrar tekrar tüketmek için geri geliyorsa, sözle anlatarak diliyle tüketiyor ve reklam yapıyorsa mimari sohbet ancak çay ve kahve arasındaki tercih kadar değerli olacaktır.


Mimarlar için neyin neden önemli olduğu ve mimarlık ürününü kullananın neyi neden önemli bulduğu sorularının cevapları kesişmediği sürece; beğeni üstüne yapılan konuşmalar anlamsız kalacaktır. Herkes kendi evreninin içerisinde, birbirine milyonlarca ışık yılı uzaklıkta dolanacak ama asla birbirinde bir haber alamayacaktır.

sonuç:
kendini satıyorsa, tekrar tekrar tüketiliyorsa iyidir!!

Celebration time , C'mon!

processing


processin'i kutalamak...
celebrating processing...

processing.org

Saturday, October 21, 2006

yatırım

yerli, yabancı bir yatırımcı geldi ve çok büyük bir konut projesine yatırım yaptı ve daha proje aşamasındayken bütün birimleri ( konutları, dükkanları vs) sattı. peki bunları satın alan adam onları ne yapacak
1. adam yatırımcıdır, bunları satın alıp kiralamayı ya da satmayı düşünmektedir.
2. satın alan kendi oturmayı düşünmektedir.
3. yatırım amaçlı kullanmayı düşünen bireysel yatırımcıdır, kiralamayı düşünmektedir
4..
5..

neyse. tüm bu yeni konutlar boş kalırlar mı? inşa ve satış sonunda, buralarda yaşayanlar da olacak mı acaba?
merakla bekliyorum.

Monday, October 16, 2006

onaltıekimikibinaltı

Güneş güneş!
Rüzgar rüzgar!
Su su!

Ta ki küçük çocukların heyecanına
erişene kadar,
Avaz avaz bağırmak.
Ve aniden bastıran sağnak yağmurda,
İliklerine kadar ıslanmak.

Tuesday, October 10, 2006

ev: bir yerlesme muzakeresi


http://www.evmimarliksergisi2006.blogspot.com/

Tarih : 25 Eylül 2006 - 20 Ekim 2006
Yer : Bilsar Binası 2, Meşrutiyet Cad. 164 / BeyoğluSalı-Cuma : 11:00 / 18:00 Cumartesi : 12.30 / 16.30 Pazar - Pazartesi kapalıdır.
(2 Ekim 2006, Pazartesi günü sergi açıktır. 30 Eylül Cumartesi günü 14:00 / 16:30 arası sergi katılımcılarının katılacağı bir toplantı yapılacaktır. Sergi sürecinde belirli günlerde katılımcılar atölyeler düzenleyecektir.)

Katılımcılar:Zeplin, Kerem Yazgan, Mono, Teğet Mimarlık, Mert Eyiler, Bogaçhan Dündaralp, Hakan Tüzün Şengün, Kerem Erginoğlu-Hasan Çalışlar, Hüseyin Kahvecioğlu, Nurbin Paker, Arzu Erdem, Murat Çetin, Gülbeniz Öztuğ, Eylem Erdinç, Levent Şentürk, Modülar Grup, Tülin Hadi-Cem İlhan, Deniz Güner, Nilüfer Talu, Özgür Bingöl, Emre Savga, İlke Barka, Çağlayan Çağbayır, Funda Uz Sönmez, Mert Kayasü, Arda İnceoğlu, İpek Yürekli, Meltem Aksoy

Kavramsal Çerçeve : Yer'leşmek düşüncesi ile bağlantılı "ev" kavramı; aynı zamanda bireyin "özel" ve "kamusal" alandaki müzakeresine de işaret eder. Bu müzakere içinde - kent, mahalle ve coğrafya kavramları çerçevesinde - "yer"leşme edimi, yapı"yı şekillendirirken "ev" tüm belirleyici kavram ve öznelerden kopuk bir yerleşme aracı olarak nedir?

11 ekim perşembe, ben nöbetçiyim, buyrun gelin; beklerim...

Ross

"we have to do things within the time in which we live"

Ross alıntı yapıyor...

Ross Lovegroove

adam bir jüri sırasında bir çocuğa diyor ki:
" you can't work below your potential "

- yapabileceğinden az çalışamazsın, diye çevirmek istiyorum ben bunu...
sonra da kafama vuruyorum, patır kütür.

ZAPP


11:00 11:01

Monday, October 09, 2006

AA'dan

http://www.youtube.com/watch?v=uPiNEkebfP0

noktaboşluknokta

http://video.google.com/videoplay?docid=3440626660973623500

yukarıdaki video gerçekten heyecan verici.
bunu okuduktan sonra onu izleyenler; lütfen ilk cümleyi bir özenme hali olarak algılamasınlar.

izleyin ve benimle görüşlerinizi paylaşın.

* video dışarda neyin hangi koşullarda nasıl işlediğine ait bir örnek. bütünü temsil etmeyen, birçok farklı durum arasından sadece bir tanesi. örnekteki oraya özel durumun, tüm dışarıyı ve ( ki benim bizzat tanık olduğum coğrafya olarak ) tüm kıta avrupasını kapsamadığı da bir gerçek. ama tüm hallerin farkında olarak, iyi örneklere odaklanırsak bizim için daha yararlı olacaktır.

uzun süredir, kaybettiğim heyecan yüzünden, aklımı kafamdan çıkartıp tatile göndermiştim. başka bir tabir ile otopilotta gidiyordum. ama bu video aklımın kulaklarına çalınan bir GEL borusu etkisi yaptı. heyecan ve yön kaybına bağlı boşluk dağılır gibi oldu.
heyecansızlık ve yön kaybım kişisel nedenlere dayanıyor. ortam, tabi ki bu kişisel nedenlerden biri.
ortam=taşkışla

otopilot devre dışı, bundan sonrasını ben kullanacağım.

video sadece, üretilenlere bir örnek. biz ülke(şehir, okul,bölüm, dönem,proje grubu ) içinde birbirimizden haberdar olmadığımız için, böyle ürünler ya da ortamlar varsa bile farkında değiliz. bu durumda öncelikle bu iletişim sağlanmalı.
etkileşim.

bizi, içinde bulunduğumuz durumu, hareket noktası olarak kabul ederek buraya içerisi diyeceğim. dışarıda ( ki dışarısı, piyasa koşulları ve iletişimle içeriyi biçimlendirir ve içeriye geçişir hale geldi[ içerinin dışarıyla karışması ne yazık ki yoğunluk farkından dolayı sadece bulaşma ya da etkisiz sızmalar halinde gerçekleşmekte] ) yapılan üretime yaratıma, biz, içerisi olarak, ne katacağız; o üretim aşamalarının neresinde yer alacağız? ne katıyoruz, neresinde yer alıyoruz...şimdi ne yapıyoruz?
bunları oturup konuşmamız gerekiyor. bunu lisans eğitimi alan öğrencilerden üst düzey akademik kadrolara kadar herkes, hem kendi içerisinde hem de bir arada konuşmalı, iyice düşünüp sorgulamalı. esas kazan akademik alanda kaynamalı ki, piyasa ya da diğer etki ve etkinlik alanları da bu akademik çevreden yetişen yeni üretici, yaratıcılarla tüm sürece katılabilsin, süreci anlayabilsin.

örnekleri bilmek nerede olduğumuzu görebilmek, ve biraz heyecanlanmak için, erasmusla yurtdışına gitmiş öğrencilerin, gittikleri fakülte ortamı, öğrenci hayatı, çalışma alanları, ürünler ve bunlarla bağlantılı olarak şehrin yaşayışı vs gibi konularda fakülte içinde minik sunumlar yapmaları yararlı olabilir. ya da herhangi bir yurtiçi ya da yurt dışı atölye deneyimi kritik noktaları ve özellikle çalışma yöntemi ve ortamı vurgulanarak anlatılabilir.

heyecanlanmak gerek...
kuru ortamlar bireydeki nemi de çekip alıyor.
ben sucuyu arıyorum.

ABD'den

uzaktan bir haber:

arkadaslar merhaba,archinect icerisinde bulunan school blog project'e bakma firsatiniz oldu mubilmiyorum ama bir cok okul kendi icindeki etkinlikleri ve okullarininegitim anlayisini, kulturunu ve sosyal ortamini bu blog araciligi ile digerogrenclere ve ilgililere ulastiriyor.turkiyedeki mimarlik ogrencileri arasinda bence en oncu yere sahip olantaskislalilarin bu blog daki avrupa okullari arasinda olmasi sizce nasilolur ?http://www.archinect.com/schoolblog/index.phpbilginize ve ilginize sunuyorum...Texas'dan Taskisla'ya selamlar, sevgilerOzan.--------------------------------------------------------------------------
Ozan Onder Ozener (B.Arch, M.Sc, ITU \'00,\'03)PhD ScholarTexas A&M University, College of ArchitectureCRS Design & Consulting Center3137 TAMU, College Station, TX/USA 77843-3137
ozener@tamu.eduOzan Onder Ozener (B.Arch, M.Sc, ITU '00,'03)PhD ScholarTexas A&M University, College of ArchitectureCRS Design & Consulting Center3137 TAMU, College Station, TX/USA 77843-3137ozener@tamu.edu

Sunday, October 08, 2006




Sunday, October 01, 2006

3.

kendimi gürültü ve kalabalıklarda boğuyorum. yine de içim sıkılıyor.
bu yeni bir his. hayırlı olsun.

bir arkadaş daveti; keyifli kahvaltıdan sonra, dışarı çıkıyorum eve dönmek için. bakkala uğrayıp gazete alıyorum. biri cumhuriyet diğeri hürriyet. günlerden pazar, hürriyetin gazete değil kitapmış gibi olma günü. çok;boş. cumhuriyet ince, ama elime aldığımda sıkıyor aklımı ağırlığı. eve giriyorum.sular kesik, pek çok şeye ve bugün için yapılmış olan planlara erteleme demek susuzluk. gazeteleri okuyorum, hürriyet boşluklu çokluğuyla hızla bitiyor. cumhuriyeti de ben hızla geçiyorum belki aklım rahatlar ve başka birgün okurum diye. içim daralıyor. burun deliklerim ağzım yetmiyor hava almak için; çok derin bir nefes alayım ve ciğerlerim patlasın istiyorum...

bu doluluk hissi iğrençtir. kuru bir istif değil bu, yapış yapış. her ne söyleyeceksen yapacaksan, birbirleriyle alakaları olmamalarına rağmen onlara da bulaşan bir yapışkanlık bu, herşey birbirine girer, üstüne başına bulaşır.

virgül


2.

EST - tuesday wonderland -

5. Beggar's Blanket


1.

EST -winter in venice-

4. semblance suite in three or four movements Part1...