* pembe noktalar yeşil çizgiler...
Tuesday, April 28, 2009
Thursday, January 18, 2007
mumcu
http://www.youtube.com/watch?v=7ynyRPB9jHEuğur mumcu'nun, tespitlerinin ve yorumlarının ne kadar isabetli olduğu ve bu çıkarımları yaparken hep kaynaklara dayandığı, onu okuyanlar taafından bilinir.
burda ise konuşmanın yapıldığı o günden, bugüne bir gönderme var..
ne kadar gerçek...
ne kadar tüyler ürpertici...
Tuesday, January 16, 2007
bekliyorum
depremi bekliyorum...o zaman bu adamlar ne konuşacaklar bakalım..
sonra da rahatlayacağız...çöküş sarsacak ama çözüm olmayacak..
göreceğiz
saçmalık
merhabe sevgili blog...birileri okur diye yazdığım ortalık defterim...
neyse...edebiyatı bırakalım...
herkes istanbul'u konuşuyor. halbuki istanbul hepimizi; ve istanbul yoluyla birileri hepimizi ayakta s.kiyor...herkes de bakıyor ah istanbul vah istanbul diye...
bunu daha önce kullandığım açıklayıcı bir şemayla açıklamaya çalışacağım. zaten şema açık...türler arası olmayan baştan sakat bir birleşme bu. uyumsuzluğu baştan belli sırf zevk ya da tatmin amacıyla yapılan birşey
burda artık istanbul hangisi, kentli hangisi, yönetenler kim, yönetilen hangisi...siz karar verin..
tam bir vitrin hayatı bizimkisi...
yolda yürüken yola değil, sadece vitrine bakıyoruz...cebimiz de para yok ama büyülendik, ışıkla karşılaşan balık gibi.
ama halbuki:
erzurum...
sonra...
izmir 2015 expo'ya aday...milanoyla yarışıyor...
doğru/yanlış , ne getirir ne götürür tartışılır..nasıl iyi kullanılır...bunlar konuşulacağına...
sorunları belli, kendini ranta peşkeş çeken, bu yüzden çözğmsğz kalmayı isteyen, ama bir yandan da ülkenin tümüymüş gibi konuşan davranan bir kenti konuşuyoruz.
saçmalık...
çözümün burda olmadığı çok açık...
pek çok şey için...çözüm dışarda...
peh!!*
Tuesday, December 12, 2006
Monday, December 11, 2006
bea
aman bu hayal zımbırtıları da bi kaçış...söyleyenler çok yapmışlar sanki..
neyse..
karıştım ben..
herşey olur...
Sunday, December 10, 2006
sıradanlığımı kabul edelim.
hiçbirimiz gibi; özel değilim.
büyük başlıklarla yazdığım sıfatlarım, meziyetlerim; hepsi üzerime asılı, şiddetle bir sarsılsam hepsi dökülür.
herkesin ki gibi...
küçümseme, büyük görme, aşağılama, yüceltme, kibir...
sahip olduğumuz sıradan eşitliğimizde tek farkımız hayal güçlerimiz.
hangimiz suda, hangimiz bulutlarda, hangimiz uzayda yaşıyoruz; sabah uyandığımızda hangimiz boş tabaklarla ziyafet çekiyoruz; hangimiz gün içinde balıklarla toplantılar yapıyor, canavarlarla savaşıyoruz...
ne acı.
hayal etmek için ,hayal edebilme özgürlüğüne sahip olmam, belli bir konfora sahip olmam gerekiyormuş gibi hissediyorum. hayatın dayattıklarına o kadar tutsağım ki; özgürleşmeyi istesem, yöntemleri bilsem bile yapamıyorum.
sıradanlığımız bu diğer ortak paydayla perçinleniyor.
jeng
"ölmek bir korkunç büyük macera olurdu"
P.P.
( ve tüm yazı bir de 1. çoğul şahısla okunmalı.)
hiçbirimiz gibi; özel değilim.
büyük başlıklarla yazdığım sıfatlarım, meziyetlerim; hepsi üzerime asılı, şiddetle bir sarsılsam hepsi dökülür.
herkesin ki gibi...
küçümseme, büyük görme, aşağılama, yüceltme, kibir...
sahip olduğumuz sıradan eşitliğimizde tek farkımız hayal güçlerimiz.
hangimiz suda, hangimiz bulutlarda, hangimiz uzayda yaşıyoruz; sabah uyandığımızda hangimiz boş tabaklarla ziyafet çekiyoruz; hangimiz gün içinde balıklarla toplantılar yapıyor, canavarlarla savaşıyoruz...
ne acı.
hayal etmek için ,hayal edebilme özgürlüğüne sahip olmam, belli bir konfora sahip olmam gerekiyormuş gibi hissediyorum. hayatın dayattıklarına o kadar tutsağım ki; özgürleşmeyi istesem, yöntemleri bilsem bile yapamıyorum.
sıradanlığımız bu diğer ortak paydayla perçinleniyor.
jeng
"ölmek bir korkunç büyük macera olurdu"
P.P.
( ve tüm yazı bir de 1. çoğul şahısla okunmalı.)
DaDa
herkesin kendi koşullarını gözettiği, kendini korumayı değilse de öbür kişiliklere saygı duymayı yine de bildiği bir yaşam biçimine adamsendecilik derim ben, ulusal marşa dönüşen two-step, ıvır zıvır dükkanı, Bach'ın füglerini aktaran kablosuz telefon, kerhaneler için ışıklı reklamlar ve afişler, tanrının adına karanfiller dağıtan org, bütün bunlar aynı zamanda ve gerçekten, fotoğrafın ve tekyanlı din eğitiminin yerini alıyor.etkin basitlik.
aydınlık derecelerini ayırt etme güçsüzlüğü: yarıgölgeyi yalamak ve balla ve dışkıyla dolu koca ağızda yüzmek. Sonsuzluk ölçeğine vurulunca, her eylem boşunadır.Tristan Tzara
Tuesday, December 05, 2006
[ n ] dışı
Mimarlık fakültesi ortamı ilginçtir.
Kişi neden ve nasıl yaptığını bilmeden, pekçok şey üretir. Kendinde bir içgüdü oluşturmaya çalışır, bilinçli ya da biliçsiz. Bu iç güdü, bir tasarım problemiyle karşılaştığında, neden ve sonuçların oluşturduğu ilişki ağı ile beraber, kendi beğeni ve hayallerini o problemi çözmek için kullanmasıyla; çözüme yönelik ilk adımını oluşturacaktır. Bu amaçla yapılan üretim fakülte binası içine atıl durumdaki pek çok ürün olarak yansır. Yaratmanın sıkıntısıyla üretilmiş, en azından üretim sürecinde tüketilen zamanın kıymetini taşıyan pekçok şey...
Atılmış, ölü...
Elektroşok..
Dikkat..
Bızzt!!
Fakülte bir deney odasıdır.
Her deneyde bağlam ( kontekst ) önemlidir. Amaçlar, deney yöntem ve araçlarını belirler. Girdiler zaten bağlamın içinden çıkan amaçlar tarafından tanımlanır. Sonuç ürün, bağlam bünyesinde kalan doğrulayan ya da yanlışlayan bir sondur.
Bağlam katı, amaçlar kesin ise; sonuç da önceki benzer deneylerden farklı olmayacaktır. Şaşırtmayacak, yeni bir şey söylemeyecek, deney yapanları alışkanlıklara ve kesin kurallara iterek, farklı bağlamlar kurma becerisinden uzaklaştıracaktır.
Bugünün mimarlık ortamı ( ülke ve dünya çapında ), bize doğal olarak piyasa içinde bir bağlam tanımlamaktadır. Bağlamlar, piyasa araçları haline gelebildikleri ölçüde yaygınlaşırlar, etkinliklerini arttırırlar. Etkinlik alanları genişledikçe piyasanın araçları haline gelen bağlamlar, piyasa içinde amaçlaşarak ürünü tanımlayıcı konuma gelirler. Uluslararası ünlü ofislerin anlatım dillerinin, analiz yöntemlerinin, konulara yaklaşımlarının benzeşmesi; kavramsal moda; yerel ve uluslararası bazdaki yeni konut projeleri; ünlü mimarların ülkeler/kurumlar arası rekabette iz bırakıcılar olarak çalış-tırtıl-maları; imgenin ranta dönüşmesi; imgenin pazarlanması; imgenin gerçekleşmesini/var olmasını sağlayan, tasarım/inşa/üretim faaliyetleri; modanın peşinden piyasa araçlarına eklemlenmeye ( bağlam içinde yer almaya ) çalışan tasarım eğitimi kurumları, programları; belirleyici, etkileyici, yönlendirici olmanın, geliştirici, çözüm getiren, işleyen-yeni fikirlerin ( amaçların) bir sonucu değil, kendi başlarına amaç olarak algılanmaları ve bu konuma ulaşmak için araç olarak gözde fikirlerin, modaların, temelde benzeşen farklılıkların yeniden yeniden yeniden üretilmesi vs vs vs...
Piyasa aracı haline gelmiş bağlam, gerçekliğin ta kendisidir. Çevremizi oluşturan, yaşayışımızı şekillendiren gerçeklik budur.
Bağlam.
Bağ.
Bağım - (-sız)(-lı)(-lılık)
Tanımlanmış bağlamlardan kurtulup, yeni bağlamlar oluşturmak ancak onlardan bağımsızlaşmakla mümkün olabilir. Mimarlık pratiğinde bunu yapmak imkansızdır. Çünkü piyasa bir gerçekliktir ve onun içinde üretmek isteyen ancak onun kurallarına ayak uydurduğu sürece ürününü gerçekleştirebilir.
Mimarlık Fakültesi ( tasarım eğitimi ortamı ), deney odası, bağlamların belirlediği tanımlı araçlardan özgürleşmeyi sağlayacak kurguyu yaratabilir.
İşveren, piyasa, program, araç... herşeyin yeniden tanımlanabileceği ortamı sağlar.
İhtiyaçları, sorunları, tanımları yeniden kurgulayabilir.
Farklı bağlamlar, yok-bağlamlar var-edebilir.
Tanımlı-kurgulanmış yanlışlıkları deney dışı bırakıp yeni sonuçlara, farklılaşmaya ulaşabilir.
Varolan durumların tekrarı ve yeniden üretiminden farklılaşıp, yeni yanlışlara, yeni doğrulara, yeni sonuç(suzluk)lara varabilir.
Böylece: Yeni araçlar, amaçlar ve bağlamlar kurgulayabilir.
Deney odası (almaşık [alternatif] üretme ortamı) resmi düzlemde kurallarla tanımlanmış fakülte içine yerleştirilmiş bir ortam olmak zorunda değildir. Olmamalıdır.
Tanımlanmış bir kurgudan öte akıldaki bir düşünce yöntemidir. Yazışmalara, onay ve dilekçelere dayalı olarak kurulmak zorunda değildir. Fiziksel ortam sadece biraraya gelmeyi sağlayan, fiziksel araçların yerleştirildiği ve faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir kabuktur. Mekan ve yer elde etme işi ( kabuk yaratma ) bireysel bağlantılarla gerçekleştirilebilir.
Süreç, sonuç ve paylaşım...
Ürün tümünü içerir, herhangi biri eksikse üründen söz edilemez...
Paylaşım şarttır. Blog, sergi, kitapçık...duyurmak, var olan bağlamlara müdehale ve fikirleri dağıtarak çoğaltmak için...
Piyasa gerçekliktir.
Onu öğrenmek, mevcut koşullarda üretim faaliyetine katılabilmek için gerekli bilgi birikimini sağlayabilmek gerekir. Mimarlık fakültesi bu birikimi sağlamalıdır. Ama sadece bunu değil...
Tanımlı/yaratılmış/kabul ettirilmiş gerçeklikler dışındaki “gerçekleri” bulmak, var olan bağlamlar dışında almaşık bağlamlar oluşturabilmek; mevcut durumu farklılaştırabilir ve yeniden kurgulayabilir.
Bağımsız bağlamlara dayalı yeni deneyler yapmadan bilmek imkansız; yapıldığı sürece imkanlı...
ŞEY orda; dışarda...
Herşey heyecan, merak ve başlamakla alakalı...
