Angela-A

Luc Besson'un yeni filmi. Değişik, eğlenceli, garip.
Filmi izlerken aklıma bin türlü şey geldi ama birini yazacağım şimdilik.
İnsanlık değişiyor, dönüşüyor. İyi ya da kötü bir yöne gittimizi düşünmüyorum, sadece dönüşüp duruyoruz. Bu dönüşümlerle inançlar da değişiyor. İnançların, insanlar tarafından ifade edilmesi görselleştirilmesi de farklılaşıyor.
Meleklerin, ilahi varlıkların, tanrıların, ya da öte dünyaların anlatımları çok tanrılı ya da tek tanrılı dinlerde çok farklılık göstermiyor. Hep birbirlerine göndermeler var aslında. Ama onların duyusal ( duyusal çünkü resim ve heykel dışında, yazılı olarak ya da söz ile aktarılmış anlatılar da tanımların akılda canlanmasına, duyumsanmasına neden oluyor) ifadeleri hep zamanlarını yansıtıyor.
Çok tanrılı dinlerde, tanrı heykellerinin kıyafetleri, yunan mitolojisindeki tanrısal varlıklar arası ilişkiler, doğu mitolojilerindeki kişileştirmeler, tek tanrı dinlerinin cennet tasvirlerindeki dünya ile benzerlikler. Tüm bunlar, insanların dini kavrayışlarının bir yansıması tabi ki. Akıl birbirinden tamamen farklı olması kuvvetle muhtemel iki şeyi benzeştirerek kavrayabiliyor, açıklayabiliyor. Açıklamalar için kullanılan tip tanımlamalar, batı kaynaklı inanışlar için klasik yunan ve roma yaşayış ve kıyafetlerini temel alıyor mesela; inanışın en üstün ve arı hali yansıtılmak istendiğinde. Mesela Michelangelo nun tanrı tasviri bulutların arasından kumaşlarla sarkar aşağıya Adem'in eline ulaşmak için vs.
Peki bir an için tüm inanç sistemlerinin kurallarını bir kenara bırakıp aklımızı serbestçe düşünmeye zorlayalım. Filmle de bağlantı kuralım.
İnsanların, ilahi dünyalar ve karakterlerini dünyadaki yaşama benzetmelerini esas olarak alıp; ilahi dünyanın da kendine kaynak olarak dünyayı aldığını düşünelim. Dünyadaki bozunmanın, ilahi dünyada da olduğunu varsayalım. Dünyadaki bıkmışlık, umutsuzluk ve çaresizliğin oraya da bulaşmış olduğunu düşünelim.
Sigara içen melekler; tavla oynayıp kahvede zaman öldüren cinler; mucize borsası; ambrosia taciri yarı tanrılar, cezalandırmanın anlamsızlığına inanmış alkolik bir şeytan, hangimizi daha çok seviyorsun tanrım diye soran peygamberler, tevazuyu bir kenara bırakmış gösteriş meraklısı azizler vs...

Ya o taraf da en az bu taraf kadar "bırakmışsa"?!
Ya bizim birbirimizden ümidi kestiğimiz gibi onlar da bizden ümidi kestilerse; ve hatta bu tarafa bakmıyorlarsa bile?! Ve hatta buraya bakıyorlar, aramıza karışıyorlar ve hiçbir şey yapmıyorlarsa?!
1.80'lik bir sarışın melek.
Film bir an; araya yakın bana bunu düşündürdü.
" - ben senin içinim. ben aslında senim
- ne yani ben aslında 1.80 lik sarışın bir sürtük müyüm?"

0 Comments:
Post a Comment
<< Home