kapılgan
kapılganın seyir defteriyıldız tarihi 21072006...
TDK'nin ( garip kokulu deri ciltli ) kocaman sözlüğünde K harfini okurken, karşıma kapılgan diye bir kelime çıktı.
kapılgan:kolayca etkilenen, herşeye kolay kapılan.
şu aralar beni en iyi tanımlayan kelime bu sanırım.
boş zamanlar insanı iki türlü konumlandırıyor. insan ya boşlukta boş boş oturup ilgi denilen keskin bıçağı köreltiyor, ya da boşluktan faydalanıp herşeyi yapabilme özgürlüğünün bileylediği o keskin bıçakla kendine çizikler atıyor. benim içinde bulunduğum kapılganlık durumu işte bu ikinci halden kaynaklanıyor. yaptığım tanımlamadan da anlaşılacağı gibi, içinde bulunduğum "boş olma hali" kişiye zarar veren birşey. çünkü bu özgürce boşta olma durumu kapılganlığı körüklüyor; kapılganlık da dağılmışlığı beraberinde getiriyor. kendini tek parça halinde tutma ile dağılma arasında kişinin oynadığı bir oyun bu, ve ilgi bıçağının attığı her çizik puanları ifade ediyor.
arkadaşlarımın hemen hepsi çalışıyorlar, bense ortalıklarda dolanıyorum. canım buna biraz sıkılmıyor değil; ama denge oyununda kapılganlığın baskın olduğu zamanlarla hafifletiyorum bu can sıkıntısını ve "birşeylerden eksik kalıyorum" hissini. okuyorum, bakıyorum, yazıyorum. aynı anda ya da birbirine çok yakın zamanlarda başladığım ve bu yüzden de bir türlü bitiremediğim kitaplarımı okuyorum; teker teker bitiriyorum. birini okurken aklım diğerine kayıyor, kitabı değiştiriyorum; okudukça kitap içindeki bambaşka noktalara kapılıyorum, başka bir kitaba sekiyorum. bu böyle devam ediyor, gidiyor. ama kitaplar teker teker bitiyor, yeni başlangıçlar için heyecanlanıyorum. çünkü kendime söz verdim; okumaya devam ettiklerimi bitirmeden yeni bir kitaba başlamayacağım. anlarsınız ya kapılganlık en üst seviyede; kendimle sadece antlaşma yaparak uzlaşabiliyorum.
bu kadar kapılganken; belkide izmirde evde, en bulunmamam gereken yerdeyim. burdaki kütüphanede ( merak frekansınız kütüphane içeriği ile uyuşuyorsa ) insanı aşırı meraklandırarak sinirini bozacak kitaplar var. buradan babama sesleniyorum: " baba sen ne yaptın?"... bize yazık değil mi ?
neyse bir kapılgan olarak aşırı merakın körüklediği, yetişememe umutsuzluğuna ve çabuk tüketme maymunluğuna kapılmadan (!!!) okumak lazım. kapılgan birşeylere kapılmadan, birşeylere kapılmaya çalışacak. yine kendimle kendim arasında bin antlaşma imzalayacağım; şimdiden belli.
kapılganlık sadece bununla kalsa iyi. akşam yemeklerinde, kahve geyiklerinde 60' lı 70'li yıllardan gelen anılara aç olmak; dededen 40'lı 50'li yılları dinlemek; ablayla yabancı diyarları konuşmak, her konuşmada söz biriktirme ve söyleme hevesine kapılmak da kapılganlığın bir parçası. istanbuldaki antenli Tv nin sınırlılığından sonra, burada kablolu yayının çok kanallılığına kapılmak; renk ve ses bombardımanına maruz kalmak da durumuma dahil. eski projelerin kendimce eksik yerlerini düzelmek için bilgisayar başına oturma gazına kapılmak; günbatımlarında imbat eserken kordonda kocaman yuvarlak sarı turuncu kırmızı güneşe bakıp birşeyler yazmalı fikrine kapılmak; yaz boşluğunun özgürlüğüne aldanıp alıp başını gitme planları yapmak; belki üç beş birşey koparırım diye proje yarışmalarına heves etmek, çizmeye notlar almaya başlamak; göze giren her ilginç şeye kapılmak vs vs...
kapılganın derdi kapılmak; dermanı kapılmak...
kapılganın seyir defteri
yıldız tarihi 21072006
gemim bilinmeyen bir gücün etkisi altında, devamlı değişen bir rotada hareket halinde...nereye gittiğimi bilmiyorum; tek kişilik mürettebatım; kendim, şaşkınlık içerisinde ve benim bu bilinmezlik karşısında, şaşırmış halim yüzünden paniklemiş durumda. mürettebatı ancak antlaşmalar yaparak, güvenceler vererek rahatlatabiliyorum. boşlukta kontrolsüz yol alıyorum...

0 Comments:
Post a Comment
<< Home