Sunday, June 18, 2006

_taksi_iii


Renkler, araba modelleri vs değişse de değişmeyen şeyler de kaldı tabi.
En önemli değişmezler: şöför ve müşteri.

Taksinin havası bir başkadır. Seni şöförle yakınlaştırması bir gariptir. Bazen sürücüye biryere gidiyormuşuz gibi hissederim. Yani ben bir yere gidiyorum o bir yere götürüyor değil de, ikimiz bir yere gidiyormuşuz gibi gelir. Bunun nedeni de tabi ki muhabbettir.

Arabanın karoserinin içi bir deney tüpüyse, yolculuk bir katalizör, girdiler de yolcu ve sürücü olarak tanımlanabilir. Yolculuk süresi gerçekten bir tepkimedir ve çok zorlarsak formüllerle de tanımlanabilir. Ana girdilerin dışında tepkimeye katılan diğer birimler; yolda görülen güzel bir bayan ( ki yolcular ve sürücü erkekse tepkimeye girer), trafikte taksinin yaptığı kural tanımaz bir hareket ya da taksiye yapılan aynı nitelikteki bir hareket, gündem başlıkları, gidilen yerin niteliği, istanbul trafiği, taksiye binen yolcu tipleri, lastikler, sürücünün yazdığı kitap, hayata dair çıkarımlar ve öngörüler...

Girdi listesi uzayabilir tabi ki. Ama iki ana girdi bu tepkimede belirleyicidir.
Taksiciye göre binlerce farklı müşteri tipi ve onlarla ilgili anılar vardır. Yolcu için de binlerce farklı taksici tipi ve onlarla ilgili anılar bulunur.
Eğer taksici konuşkan ve azcık sıkıntılıysa; hele sizi azcık güler yüzlü gördüyse dayanamaz alakasız bir noktadan başlayıp konuyu ( yolculuklar kısadır ya genelede) hemen en alakasız şekilde konuşmak istediği başlığa yönlendirir.

Yakın zamanda mesela başıma şöyle birşey geldi.
Kalabalık bir arkadaş gurbuyla, bir taksinin alabileceği en çok sayıdaki insnala bir takside giderken, biz bile neden bilmem sustuk. O derin sessizlikte taksici; eskiden gençlerde terbiye vardı artık yok” diyerek söze başladı ( biz üstümüze alınmadık tabi, çünkü konuşmuyorduk bile ). Sonra ne yaptı etti, sözü taksideki anılarıyla ilgili yazdığı bir kitaba ve o kitaptaki bazı esprilere bağladı. Bazısı komik, bazısı da ancak yaşandığı anda komik olabilecek şeylerdi. Biz de saygıda kusur etmeyerek dineldik tabi ki. Dinleme süresini arttıran en önemli şey de talimhanedeki haftasonu trafiğiydi, erken inmek iestemeyince meydana kadar normalde alacağımız dozdan iki kat fazla dozda espri ve hikaye alıp taksiden indik. Umarım o kitabı bir an önce yazar da rahatlar o taksici amca.

0 Comments:

Post a Comment

<< Home