_taksi_ii

Kim taksilerin çeşitli reklerde olduğu zamanları hatırlıyor? O zamanlar arabalar farklı farklı renklerdeydi ama hepsinin yanlarında sarı-siyah kareli şeritlerden oluşan ucu siyah oklu bir bant bulunurdu. Şimdi tam hatırlayamasam da sanırım tepedeki taksi ışıklı yazısı hep vardı.
Sonradan ne olduysa oldu taksiler tek renk sarı oldular. Bu ’80 sonrası olan bir değişiklikti; belki de New York sarı taksilerine ( yellow cab) bir özenmedir ( telefon kodları değiştirilirken; avrupa yakasının 212 olması gibi: 212 manhatten ın telefon kodudur ).
Daha eskiler daha değişik bilirler tabi ama ben son onbeş seneden bahsediyorum, kendi anılarımdan. Murat 131, Şahin, Doğan en çok taksi yapılmış arabalardır sanırım. Aynı markanın farklı modelleri ya da diğer markaların modellerinin taksi yapılmış halleri tabi ki vardı. Ama sanki onlar daha azdı. Arada sırada bir mercedes taksiye denk gelince insan bir keyiflenir, kendi makam arabasında gidiyormuş hissine kapılır, ve yolculuğun keyfini çıkartırdı. [ Taksi müşterinindir ] Bunun gibi taksiler çok denk gelmezlerdi zaten. O yüzden keyif daha da artardı. İtalya’ya gittiğimde taksilerin çoğunlukla Mercedes ya da Fiat ın iyi modelleri olduğunu görünce hem içim bir kötü olmuştu hem de şaşırmıştım. Ama bu durum, o ender “garip” keyifleri öldüren bir durum. Hepsi klimalı, yol bilgisayarlı, telsizli, konforlu araçlar. İzmir’in yaz sıcağında, otobüsün sauna etkisinden kaçıp taksiye bindiğinde bile terler insan. Pencereler açık olsa bile koltuğa yapışırsın. Roma’da ise taksi adeta tekerlekli bir buzdolabı gibidir; sen de dondurma. Erimeden bir yerden bir yere gidersin.
Ama klima insanı taksideki şu keyiflerden yoksun bırakır.
1. Açık pencerden gelip yüzünü döven havanın, artan hızla darbelerini arttırması...
2. Artan hızla arabanın içinde artan uğultu ( nerdeyse bütün pencereler ve yol açıktır, ve şöför bastırır. Araba yolu ezer geçer, rüzgar yüzünü.)
3. Rüzgardan sallanan murat131 ya da şahin pencere camlarının oluşturduğu, acaba kırılır mı tedirginliği.
Klimalı arabada bu heyecanlar, keyifler yoktur.
Bunları dalga geçmek için değil gerçekten sevdiğim için yazıyorum. Mesela gidilecek yere varıp taksiden indiğimde, rüzgarın dövdüğü yüzümdeki o uyuşukluk hissi başlı başına bir “yaşanası duygu”dur bence.
Yakın zamanda bizim taksiler için de standartlar getirildi. Ve yollardaki arabalar değişmeye başladı birer ikişer. Yeni model arabaların taksi halleri. Yolculuklar birden konforlu hale geldi. Ama ben yine de arada o murat 131 lere ya da şahinlere bindikçe keyifleniyorum, yazdıklarımı hatırlayarak. Aslında bu değişimin sinyalleri reklamlarla gelmişti. Havaalanına giden adamın bindiği taksideki izzeti ikramı hatırlayan çoktur herhalde. Bir banka reklamıydı sanırım.”Başka bir arzunuz var mı?” Sonradan o kurguda bir televizyon programı da yapıldı hatta TAKSİ diye.

0 Comments:
Post a Comment
<< Home