Monday, June 12, 2006

_taksi_i








İstanbul’un sokaklarında, özel arabalardan daha çok taksiler var sanırım.
Pardon pardon, şöyle diyeyim.
Ortalıkta o kadar çok taksi var ki, özel araçlardan fazlalarmış gibi duruyorlar.
Özellikle gece, özellikle Taksim gibi, gece yaşantısının da yoğun olduğu yerlerde, özel arabalar ortalıktan çokca çekildiğinde...

Taksiler sapsarı, sıra sıra dizilirler yol kenarına; hepsi de çalışan motorlarla beklerler, ya da araba devamli rölantidedir; şöför sağı solu kesip müşterinin gözleriyle çakışmanın yollarını arar hızlı bakışlarıyla. Yarı kendinden geçmiş halde şöför, arabayı sürmek zorundadır, çünkü bu taksi kervanı boyunca çeşitli yerlerde trafik polisleri vardır. “ bak gidiyorum abi, yol gitmiyor” mazeretinin el birliği ile hazırlandığı bir andır bu an.

Bu manzarayı ilk defa gören biri bu şehirde toplu ve özel taşımacılığın sadece taksilerle yapıldığını düşünebilir. Aslında bir bakıma da öyledir. Dolmuş kültürünün damarlara işlediği bu topraklar, birkaç tanıdığın ya da tanımadığın kişiyle belirli bir mesafe için bir taksi paylaşma hevesini de yaratmıştır. Böyle bakıldığında Taksi gerçekten toplu taşıma aracı olarak da iş görmektedir.

Taksinin bu kullanım biçimi şöförler tarafından da benimsenmiş olacak ki, şöför adete bir “kaynaştırıcı” görevi üstlenerek; uzun dolmuş sıralarından kısık bir sesle müşteri çağırır. Dolmuşçularla, bu dolmuşçuluk yapan taksicilerin antlaşmaları nedir bilmiyorum ama dolmuş ve taksi tanımlamalarının arasında “dolmuş-taksi” böylece kendine yer bulur. Dolmuş-taksi terim olarak daha önce kullanılmış mıdır bilmiyorum. Ama taksi-dolmuş kullanılan bir terimdir. Ama bu dolmuşların farkı nedir hala tam olarak anlayamadım. Sarı olmaları onları taksilere mi yaklaştırıyor; dörtten fazla yolcu alabilmeleri onları dolmuş mu yapıyor bilmiyorum. Ama öyle deniyor işte.
Bu taksi dolmuş adı, eski büyük amerikan arabalarına daha çok yakışıyor bence. Böyle düşününce bu adlandırmayı anlamak mümkün olabiliyor.


( devam edecek )

0 Comments:

Post a Comment

<< Home