[ pause ]
Her yeni günle “yepyeni” uyanmayı becerebiliyorum.Sonra dışarı çıkıyorum. Çevreme bakıyorum, gazeteleri okuyorum, televizyon izliyorum, okuyorum. Hiçbir şey değişmemiş, herşey aynı diyorum.
Oyun bitiyor. O andan itibaren artık dönüş yok; ertesi sabahki o kısa ana kadar gerçeklerle yüzyüzeyim.
Düşünebilen, merak eden, tarihi inceleyen, bugüne ve geleceğe yönelik fikirler üretmeye çalışan hangi insan bu sıkıntıyı hissetmez ki.
Sıkıntıyı hissetmek sıkıntıyı aşmak için bir zorunluluktur.
Sıkıntıları kendine dert edinmemek, yaşadığın yerin dışında kalmak, ona yabancılaşmak çözüm değil; çünkü seni var eden yer burası, seni yaşatan toprak burası.
Gençler politikanın dışında tutulmak istendi, başarılı da olundu...
Eğitimli, üretmeye hevesli, cumhuriyetçi, laik, sosyal adalete inanan, gözünü ( bazılarının unutturmak istemesine, bakışları, akılları farklı yöne çevirtmeye çalışmasına rağmen) hedeften ayırmayan ama politikadan yalıtılmış, politikadan korkan gençler üniversitelerde vakit geçiriyorlar. Arada bir seslerini duyurmaya çalışsalar da, ortada ne onları ne de öğretim üyelerini dinleyen birileri var.
Politikacılar herşeye kulaklarını tıkamış danışmanları ile flört ederlerken, üniversitelerden gelen sesi duymuyorlar, zaten “bıkkın üniversitelerden” artık çok gür sesler de gelmiyor.
Üniversitenin en önemli görevlerinden biri profesyonel bilgi ihtiyacını karşılamak değil midir? Bu bilgi üretimi devletin politikasına dönüşmelidir.
Bir üniversiteli için Politika sadece etnik kökene dayalı, sözde kültürel hak arayışlarını savunmak değildir. Onun politikası, gözlerini gerçeklere açıp, tarihi tüm yönleriyle öğrenip, bu ülkenin gerçeklerini anlayarak, hak mücadelesini ülkenin her köşesi için, her konuda vermek olmalıdır.
Üniversitelerde bilgi üretim yönteminin eğitimini alan kişi için görev, kendi uzmanlığı ile ilgili konuda ülkenin heryerindeki özel durumlara yönelik çözümler üretmesidir, politikalar oluşturulmasıdır. Tarım, maden, mimari, tıp, ekonomi... Bu kişi için görev, siyasi güçleri bilgi ile; doğru, güçlü fikirlerle etki altına alması ve yaşadığı yeri değiştirmesidir, iyileştirmesidir.
Bugün kağıt üstünde istediğiniz kadar iyi binalar üretin, insanların yaşamlarını kolaylaştıracak şehir düzenleri öngörün, işleyiş şemaları çıkartın, yeni malzemeler keşfedin, tüm bunlar size gerçekleştirme izni verilmediği sürece değersiz kalcaktır.
Belki zaman onların değerini gösterecektir ama Türkiye’nin şu an bekleyerek geçirecek zamanı yoktur.
Politikacıyı ancak yaptığın çalışmayı en güçlü şekilde, fikir arkadaşlarınla “beraber” savunarak etki altına alabilirsin. Politikacıyı etkileyebildiğin, değiştirebildiğin sürece, onu yapıcı üretime teşvik edebilirsin. Böylece politikacı olmadan politika üretmiş olursun.
Bu ülkede durum görününenin tam aksi iken; ileriye gidiyormuş gibi görünüp, minik ve hızlı adımlarla hep geriye giderken; bütünmüş gibi görünürken bizi birbirimize tutturan eklemleri kemirenler varken, düşünmemek, politika üretmemek imkansız.
Siyasi görüşlerin kavgalarında kaybolmamaya dikkat edip, üreteceksin ve derin sıkıntıyı hissedeceksin.
Sıkıntı duymadan yaşayanlar bir rüyadalar; onlar hala kendilerine şırınga edilmiş ilacın etkisinde uyumaktalar.

<< Home